1. ENGLISH
Haberler > Feminist Forum: Cinselleştirilmiş bir savaş yürütülüyor!

Feminist Forum: Cinselleştirilmiş bir savaş yürütülüyor!

13 Mart 2016
Feminist Forum’un beşincisi Prof. Dr. Alev Özkazanç’ın açılış konuşmasıyla başladı: “İçinden geçtiğimiz süreç son derece aşırı ve abartılı bir erillik gösterisidir. Bu cinsel faşizmden nasıl çıkacağımızı bulmalıyız.”
 
Kaos GL Derneği’nin düzenlediği 5. Feminist Forum “Beden” temasıyla 12-13 Mart tarihlerinde Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Bölümü’nün ev sahipliğinde Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsünde, Ahmet Taner Kışlalı Sanat Evi’nde başladı.
 
Savaş ortamında beden üzerine konuşmak
Forum’un açılış konuşmasını Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Alev Özkazanç yaptı. Aynı zamanda Kaos GL Derneği Danışma Kurulu Üyesi ve hakemli akademik dergi KaosQ+ yayın kurulu üyesi Özkazanç, “Bu 8 Mart’ta yerlerde sürüklenen, gaza boğulan kadınlar gördük, 8 Mart’ı istediğimiz gibi kutlayamadık. Kötü bir dönemden geçiyoruz. Sokak eylemleri yasaklanıyor. Salon etkinliklerinde ise zorluklarla karşılaşıyoruz. Örneğin bu yıl kampüsteki etkinliğimize gelebilmeniz için kimlik bırakmak zorunda kaldınız” dedi.
 
Özkazanç bir iç savaş ortamından geçtiğimizi belirterek, “Otoriter, faşizan bir rejimle karşı karşıyayız. Böyle bir durumda, beden üzerine ne konuşabileceğimizi çok düşündüm. Beden dediğimizde konuşmayı sınırlamak mümkün değil. Acıyan, üşüyen, yaralanan, güzel, çirkin, müdahale edilen, sürüklenen, emek sarf eden, çalışan, çalıştırılan, temsil edilen ya da bunun karşıtı olan gösterilmeyen, saklanan bedenler bütün varlığımızı şekillendiren şeyler” ifadelerini kullandı.
 
“Yaşadıklarımız son derece aşırı ve abartılı bir erillik gösterisi”
“Haziran’dan itibaren ölü bedenler, yaşayan bedenler veya ikisi arasında kalan yaralı bedenler üzerine daha fazla düşünmek durumundayız” diyen Özkazanç yaşananları, “son derece aşırı ve abartılı bir erkeklik, erillik gösterisidir” diye tanımladı ve ekledi:
 
“Bu son derece aşırı ve abartılı eril performansın karşısına kim çıkarsa dışlama ve yok olmakla tehdit ettiğini görmemiz gerekir. Bu erkeklik gösterisi sadece kadın, erkek, genç, LGBTİ bedenleri değil insan dışı canlıları, doğayı, evleri, binaları, cansız doğayı da hedef alıyor. Bu savaş ve şiddet güçlü bir libidinal yatırımla birlikte geliyor. Bunu devletin zor aygıtlarında, polisin ve özel timlerin davranışlarında görüyoruz. İlginç ve sarsıcı şekillerde cinselleştirilmiş bir savaş yürütülüyor. Bütün bunlar karşısında soru şu: Bu cinsel faşizmden bir çıkış olabilir mi?
 
“Bedenleri sadece var kalmaya, yaşamını sürdürmeye çalışan yapılar olmaya zorlayan bir durumda yaşamı savunmalıyız. Bu tarz dönemler henüz ölmeyenlerde üzüntü ve utanç yaratıyor. Başkalarının ölümünü izlemek ve bir şey yapamıyor olmak siyasi, kültürel ve duygusal olarak ‘ölmeden mezara girmek’ denebilecek bir ruh hali yaratıyor. En başta bu hisse direnmeliyiz. Sadece yaşamda kalma arzusu değil başka bir yaşamın mümkün olduğu arzusunu da kaybetmemek önemli. Haziran ayı civarında böyle çok güçlü bir arzuyla dolduk. Çünkü başka türlü bir yaşam arzusu çok güçlenmişti. Coşkulu, arzulayan bedenlerdik. Bu çok yakın geçmişi unutmamamız gerekir.”
 
Fotoğraflar: Ateş Alpar