1. ENGLISH
Haberler > Kaos GL, AB’den bürokrat ve siyasetçiler ile buluştu

Kaos GL, AB’den bürokrat ve siyasetçiler ile buluştu

9 Aralık 2014
Kaos GL Derneği’nden Murat Köylü, Batı Balkanlar ve Türkiye’den LGBT örgütlerinin AB başkenti Brüksel’de gerçekleştirdiği ortak çalışma ziyareti kapsamında, 1-3 Aralık tarihlerinde, Avrupa Birliği kurumlarından yetkililer ve Avrupa Parlamentosu’ndan milletvekilleri ile görüştü.
 
Lezbiyen, gey, biseksüel ve transların (LGBT) Türkiye’deki yasal, politik ve sosyal durumuna odaklanılan toplantılar esnasında ülkenin genel insan hakları ve demokratikleşme gündemine dair istişarelerde de bulunuldu. Görüşmelerde LGBT’leri mağdur eden sistematik ayrımcılık ve şiddete karşı Türk Hükümeti’nin tutumunun yanı sıra muhalefet partilerinin yaklaşımı, yargı içtihadı ve sosyal gelişmeler ele alındı.
 
Ziyaret edilen siyasetçiler arasında Avrupa Parlamentosu LGBT Hakları İntergrubu Eşbaşkanları Ulrike Lunacek veDaniele Viotti; Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Türkiye-AB Karma Parlamentosu Üyesi Sophie in’t Veld; Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komisyonu Üyesi Tanja Fajon; Kalkınma Komisyonu Üyesi Elly Schlein öne çıkan isimler oldu.
 
Kaos GL temsilcisi Köylü, ayrıca önümüzdeki hafta Türkiye’ye gelecek Komşuluk İlişkilerinden ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Johannes Hahn’nın Kabine Üyeleri Christine Grau veKyriacos Charalambous ile buluştu. 
 
Kaos GL temsilcisi görüşmelerde 6 konuyu vurguladı:
 
- Hükümet’in genel insan hakları stratejisi: Türk Hükümeti’nin insan haklarına dair genel ve kapsayıcı bir stratejisi ve eylem planı bulunmamaktadır. Hükümet’in meselelere yaklaşımı ilkeli ve bütüncül değildir. Tam tersine, tutarsız, ayrımcı ideolojiye dayalı, fırsatçı ve klientalist politikalar ekseninde ülkenin insan hakları sorunlarını araçsallaştırdığı gözlemlenmektedir.
 
- Ayrımcı mevzuat ve içtihat: Askerliğe ve polisliğe ilişkin mevzuat, eşcinseller açısından doğrudan ayrımcıdır. Bu ayrımcı mevzuat yürürlükten kaldırılmalıdır. Örneğin Devlet Memurları Kanunu’ndaki "genel ahlak" benzeri muğlak ifadeler ise, LGBT’leri sıklıkla mağdur eder şekilde kullanılmaktadır.  Ulusal mevzuat bu gibi muğlak ifadelerden tamamen arındırılmalı, mevzuat ve uygulama uluslararası insan hakları kriterleri ile uyumlu hale getirilmelidir. Genelgeler aracılığı ile benzeri "muğlak" nosyonların ve "kamu düzeni" hükümlerinin LGBT kişilere karşı kullanılamayacağı kamu yönetimine ve kamuoyuna açıklanmalıdır.
 
Ayrımcılık ile mücadele: Ayrımcılık ile Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanunu’nun her an Bakanlar Kurulu gündemine gelmesi beklenmektedir. Söz konusu kanuna dair geçtiğimiz senelerde yaşanan son tartışmalarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin içerilmesi talebi gündeme gelmiş, sivil toplumun kanun önerisinde "cinsel kimlik" yer almış, ancak Hükümet "cinsel kimliği" taslaktan çıkarmıştır. Türk Hükümeti’nin "cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini" ayrımcılığa karşı korunan temeller arasında tanıyacağına dair derin şüphe vardır. Ayrıca, söz konusu yasa kapsamında kurulması beklenen Eşitlik Kurumu’nda ve ilgili istişare kurullarında LGBT kişilerin ve örgütlerinin temsiliyeti sağlanmalıdır.
 
Nefret suçları mevzuatı: Türk Hükümeti, ülkedeki en şiddetli ve yaygın nefret suçlarının mağdurları arasında olmalarına rağmen, 2014 Mart’ında Türk Ceza Kanunu’na getirilen nefret suçları düzenlemesinde, LGBT’leri yasal koruma kapsamı dışında bırakmayı tercih etmiştir. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, aynı etnik kimlik gibi, nefret suçları mevzuatının dışında tutulmuştur. Bununla birlikte, mevcut mevzuat herhangi bir koruyucu, önleyici tedbir içermemekte, meselenin sosyal ve kültürel  bağlamını karşılamamakta, istatistik ve veri toplamaya dair hükümler içermemekte ve nefret suçları ile mücadeleye ilişkin herhangi bir idari yapı ile bütçe öngörmemektedir.
 
- Sosyal İçerme Politika Çerçevesi: Türk Hükümeti’nin genel bir sosyal içerme politikası yoktur. Oysa, LGBT’ler dahil sosyal dışlanma riski içinde yaşayan veya demokratik siyasette düşük temsil edilen dezavantajlı toplumsal kesimlerin, genel insan hakları stratejisi ile uyumlu ve ona eşlenik bir şekilde, işgücüne tam katılımdan başlanarak, kamu ve özel sektör politikaları ile desteklenmesi gerekmektedir. Çok taraflı ve bütçelendirilmiş sosyal içerme politikaları, insan haklarına dayalı yasal ve hukuki hükümlerin somutlaşması ve marjinalleştirilmiş kesimlerden bireylerin gündelik hayatlarında kullanılabilecekleri fiili olanakların işletilebilmesi açısından elzemdir.   
 
- Bağımsız Kurumlar: Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun siyasi iktidardan bağımsızlığının tam güvence altına alınması, teşkilat yapısının güçlendirilmesi, personel sayısının ve bilgi-beceri düzeyinin yükseltilmesi gerekmektedir. Bu iki kurum, LGBT hak sahiplerinin mağduriyetlerini düşük oranda bildirdiği gerçeğinden hareketle, mümkün olduğu noktada resen harekete geçmelidirler. Şikayetleri karşılamak dışında, yasama süreçlerinde görüş verebilirler, LGBT örgütleri ile işbirliği yapabilirler, yıllık veya tematik raporlarında ve açıklamalarında meseleye değinebilirler.
 
Ziyaret edilen diğer kurumlar ve kişiler:
 
Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Politika ve Strateji Birimi Şefi 
Lawrence Meredith
 
Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye Politikası Şefi 
Lukas Holup
 
Avrupa Dış Etkinlikler Servisi (EEAS) İnsan Hakları Müdürü 
Engelbert Theuermann
 
Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Türkiye Karma Komitesi Eşbaşkanı ve İşverenler Grubu Başkan Yardımcısı Cveto Stantic
 
Avrupa Ulusal İnsan Hakları Kurumları Ağı Genel Sekreteri Debbie Kohner
 
Avrupa Eşitlik Kurumları Ağı Cinsiyet Eşitliği Sorumlusu Ilaria Volpe
 
* Söz konusu çalışma ziyareti, Kaos GL’nin üyesi olduğu ILGA Europe tarafından kolaylaştırılmıştır.