1. ENGLISH
Haberler > Lezbiyen, biseksüel ve trans kadınlar savaşa karşı yürüdü

Lezbiyen, biseksüel ve trans kadınlar savaşa karşı yürüdü

4 Aralık 2014
Kaos GL ve Pembe Hayat’ın da bileşenlerinden olduğu Ankara Kadın Platformu “Kadın dayanışmasında sınır yok” kampanyası çerçevesinde miting düzenledi. “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” dolayısı ile 22 Kasım’da gerçekleştirilen kadın mitinginde; Toros Sokak’ta buluşan kadınlar Kolej Meydanı’na yürüdü.
 
Lezbiyenler savaşa karşı!
 
“Savaşa, IŞİD vahşetine, erkek egemenliğine, kadın katliamlarına, nefret cinayetlerine karşı yürüyoruz” diyen kadınlar yürüyüş boyunca sık sık sloganlar attı.
 
Yürüyüşe lezbiyenler “Lezbiyenler savaşa karşı” pankartı ve savaş karşıtı, toplumsal barış vurgusu yapan dövizleriyle katıldılar. Eşcinsel, biseksüel, trans kadınların da katıldığı mitingde açıklamayı KESK Eş Başkanı Şaziye Kösegerçekleştirdi.
 
Rojavalı kadınlarla dayanışma çağrısı
 
Şaziye Köse yaptığı açıklamada “Biz ‘kadın, yaşam, özgürlük’ diyerek direndikçe; egemenler savaş, yok ediş ve ölümde ısrar ediyor. Erkek devletlerin emperyalist hevesleriyle, IŞİD katillerince kadınlar için bir ölüm coğrafyasına çevrilen Ortadoğu’da olduğu gibi, Türkiye’de de kadınlara yönelik adı konulmamış bir savaş yürütülüyor” diyerek tüm kadınları Rojavalı kadınlarla dayanışmaya çağırdı.
 
AKP Hükümeti’nin şiddete karşı gerekli önlemleri almayarak kadın düşmanlığını desteklediğini belirten Köse İstanbul Sözleşmesi’ ne taraf olunduğuna ve uygulanmadığına, kadına yönelik şiddette oranların artmasına, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına, kadın bedeni üzerinde ki tahakküme ve kadınların aile içine hapsedilmesine değinerek hükümeti eleştirdi.
 
LGBTİ’ler kuşatma altında!
 
Köse sözlerine şöyle devam etti: “Farklılıklara karşı öfkenin, yok saymanın, şiddetin hüküm sürdüğü bu topraklarda; lezbiyenler, translar, geyler, biseksüeller ve interseklerin yaşamları da adeta bir kuşatma altında! Translara yönelik nefret cinayetleri artarak sürüyor, LGBTİ’ler ayrımcılığa maruz kalıyor, intihara sürükleniyor, cezaevlerinden okullara, iş yerlerinden sokaklara her yerde şiddetin çeşitli biçimleriyle karşılaşıyor. Devlet, polis, yargı, medya hepsi LGBTİ’lere yönelik şiddetin hem uygulayıcısı, üreticisi hem de destekleyicisi haline geliyor.
 
“Seks işçiliğine suç muamelesi yapan yasalar nedeniyle seks işçilerinin hayatı harcanabilir ve değersiz gösteriliyor. Seks işçileri şiddet, baskı ve tehdide devlet eliyle de açık bırakılıyor.
 
“Heteroseksist bir çizgiyle keskinleştirilmiş ikili cinsiyet sistemi, erkek egemenliği ve kapitalizmle çevrelenmiş bu düzende, kadın ve LGBTİ mücadele tarihimiz bize gösteriyor ki; direnmekten başka yolumuz yok!”
 
Miting sırasında polisin yoğun güvenlik önlemleri ve çevredeki binalara yerleştirilen keskin nişancılar dikkat çekti. Mitingin sonunda alanda tüm kadınlar ele ele büyük bir çember oluşturarak barış halayı çektiler.
 
Ankara Kadın Dayanışması’nın talepleri ise şöyle:
 
Türkiye’nin farklı yerlerindeki kamplarda yaşayan kadınların ve çocukların özgül ihtiyaçlarına yönelik çalışma yapılmalı, bu ihtiyaçlar karşılanmalı ve güvenlikleri sağlanmalıdır.
 
Türkiye’ye sığınan savaş mağduru kadınlar için Türkiye hükümeti, kadın örgütlerinin tavsiyelerini alarak kadınları koruyucu ve güçlendirici bir politika oluşturmalıdır. Türkiye içerisinde her geçen gün artan kadın katliamlarına karşı acil önlemler almak için meclis olağanüstü toplanmalıdır. Türkiye’de bulunan tüm sığınmacı, mülteci kadınların ülke içerisinde güvenli yaşamlarını sağlamalıdır. Kadın pazarlarından tecavüze kadar kadınlara yönelik şiddeti uygulayanlar için keskin yaptırımlarda bulunulmalıdır.
 
Ağustos ayında yürürlüğe giren ve kadına yönelik şiddet ile ilgili en kapsayıcı ve etkin sözleşme olana İstanbul Sözleşmesinin gerektirdiği yükümlülüklerin derhal yerine getirilmesini, bu sözleşmenin yargı makamları ile idari merciler tarafından uygulanmasının sağlanmasını,
 
Başta cinsel şiddet olmak üzere kadınlara yönelik şiddetin önlenmesinde şiddete uğrayanların haklarını esas alan politikalar üretilmesini,
 
6284 sayılı AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNUN göstermelik olarak değil etkin biçimde uygulanmasını,
 
Sığınak sayısının arttırılmasını ve kadınlar için çocuklarıyla birlikte yaşanabilir yerler hale getirilmesini,
 
Şiddete uğrayan kadınların rehabilitasyon süreçlerini de içerecek şekilde onarım ve destek hizmetlerinden ücretsiz yararlandırılmasını ve iş, barınma, kreş gibi ihtiyaçlarının kamu tarafından karşılanmasını,
 
Hakikatleri yansıtan bir Nefret Suçu yasası
 
Kadın cinayetlerinde haksız tahrik indirimlerinin uygulanmasını önleme yönünde yasal düzenleme yapılmasını ve namus bahanesiyle öldürülmenin töre saiki gibi ağırlaştırıcı neden sayılmasını,
 
Türkiye’de nefret suçu mağdurlarını korumayan göstermelik Nefret Suçu yasası yerine LGBTİ’leri ve hakim etnisiteden farklı etnik kimliğe sahip olanları koruyacak hakikati yansıtan bir Nefret Suçu yasasının yapılmasını,
 
Kabahatler Kanunu kaldırılsın!
 
Trans kadınları yoksulluğun şiddetine mahkum eden Kabahatler Kanunu’nun kaldırılmasını, trans bireylerin ayrımcılık nedeniyle mahrum kaldıkları eğitim, çalışma, sağlık gibi haklarının güvence altına alınmasını,
 
Nefret cinayeti ve kadın cinayeti davalarında haksız tahrik indirimi uygulaması kaldırılmasını,
 
Seks işçilerinin güvenli çalışma koşullarına ve bütün işçiler için arzulanan sosyal güvence ve haklara kavuşturulmasını,
 
Kadınlar için güvenli, güvenceli, tam zamanlı iş imkanlarının yaratılmasını, iş cinayetlerine karşı etkin önlemlerin alınmasını,
 
Çocuklar için ücretsiz kreşlerin açılmasını,
 
Kadınların günün her saatinde güvenle yaşayabileceği, ulaşım hakkının gasp edilmediği aydınlık ve yeşil kentler,
 
IŞİD’e verilen destek kesilmeli!
 
Kadın düşmanı IŞİD’e verilen gizli ya da açık tüm desteğin kesilmesini
 
Kobane başta olmak üzere tüm Rojava için güvenli ve sürekli, koşulsuz ve şartsız yaşam koridorunun açılmasını Rojava’ya yönelik ekonomik yalnızlaştırma politikalarına son verilerek Islahiye Sınır Kapısı’nın açılmasını
 
Yeniden kardeşleşmenin elzem olduğu bu süreçte, Türkiye hükümetinin savaştan kaçan sığınmacıları mülteci statüsüne almasını ve sosyal ve ekonomik, insani koşullar oluşturmak için harekete geçmesini talep ediyoruz.