1. ENGLISH
Haberler > Ege Kampüsünde Homofobiyle Mücadele Konuşuldu

Ege Kampüsünde Homofobiyle Mücadele Konuşuldu

26 Mart 2014
“Hastalıktan İdeolojiye Homofobi ve Homofobi ile Mücadele” konulu panel Felsefe Kulübü’nün ev sahipliğinde Ege Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Edebiyat Fakültesi Sergi Salonu’nda gerçekleşen etkinliğe Danışma Kurulu Üyelerimizden Prof. Dr. Melek Göregenli ve Prof. Dr. Selçuk Candansayar ile Derneğimizden Ali Erol katıldı. Etkinlikte homofobinin dayanakları, beden politikaları, cinselliğin denetimi ve homofobiyle mücadele konuşuldu.
 
Haz almak devrimci bir müdahale
İktidarın bütün mülkiyet biçimlerini; aileyi, üremeyi tek eşliliği ve özel mülkiyeti kutsadığını, üreme üzerinden toplumu denetlemeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Candansayar; “Üremeye ihtiyaç duymadan haz almayı sunarak, bilerek ya da bilmeyerek iktidara devrimci bir müdahalede bulunuyoruz” dedi. Bu sebepten her türden iktidarın en çok da cinselliği denetim altına almak istediğini vurgulayan Candansayar, bunun yolunun da, ‘zarar verecek olan düşmanı üretmek’ olduğunu belirtti.
 
Homofobi: ‘benim gibi değilse zarar verir’
Homofobinin basitçe ‘benim gibi olmayanın’ bana zarar verebileceğine dair bir korku olduğunu hatırlatan Candansayar, homonegativizm kavramından da bahsetti. “Homonegativzm ‘benim gibi olmayan’ benle aynı haklara sahip olmamalı düşüncesi. Bu iki kavramı tamamlayan ana çatı ise heteroseksizmdir. O da benim gibi olanlar doğal, normal, sağlıklı dolayısıyla da üstündür anlayışı” diyen Candansayar, iktidar mekanizmasının, ezen ezilen ilişkisinin kurulduğu ilk dönemden beri cinselliği kontrol altına almaya çalıştığına değinerek iktidarın cinselliği yalnızca üreme amaçlı yapılması gereken bir eylem olarak kurguladığına işaret etti.
‘Suç, günah, hastalık’
İktidarın üreme dışı cinselliği kötü, anormal, yanlış olarak nitelediğini aktaran Candansayar, din yoluyla ‘günah’, hukuk yoluyla ‘suç’, tıp yoluyla ‘hastalık’ gibi kavramlarla eşleştirildiğini belirtti. 19. yy’da eşcinsellerin ‘hastalıklarını tedavi etmek’ amacıyla tımarhaneye kapatıldığını ifade eden Candansayar, aynı dönemde üreme dışı cinselliğin de ‘hastalık’ olarak görüldüğüne vurgu yaptı.
“Bir kadın evlilik dışı gebe kalırsa onu da tırmarhaneye yatırıyorlardı. Çünkü evlenmeden yapılan cinselliği ve gebeliği ancak akıl hastalarının yapabileceğini düşünüyorlardı” diyen Candansayar, aynı dönem tıbbın heteroseksüellik dışı her şeye ‘hastalık’ olarak baktığını, mastürbasyonun dahi ‘hastalık’ olarak nitelendirildiğini belirtti.
 
‘Nerede hijyen uygulaması varsa orada faşizm vardır’
Homofobiyle iktidar arasındaki ilişkiye dikkat çeken Candansayar, otoriter rejimlerin iktidarını perçinlemeye her zaman cinsellik üzerinden başladığını söyleyerek, 12 Eylül darbesinin ardından Kenan Evren’in ilk icraatlardan birinin Bülent Ersoy’a sahne yasağı koyması olduğuna vurgu yaptı. Candansayar, “Bu yasağı toplumun ahlakını bozuyor gerekçesiyle koydu. Tamamen cinsellikle ilgili bir göndermedir ve tamamen gelecek rejimin nasıl bir faşizmle geleceğinin aslında çok önemli bir kanıtıdır” dedi.
Aynı dönem İstanbul, Ankara ve İzmir’de cinsel yönelimi heteroseksüel olmayanların şehir dışına sürüldüğünü anlatan Candansayar, ‘bu bir hijyen ve arındırma meseledir’ dedi. ‘Nerede hijyen uygulaması varsa oraya faşizm geliyor diye düşünün’ diyen Candansayar hijyen, sterilize etmek, arındırmak gibi kavramların tümünün doğrudan faşizmle bağlantılı olduğunu belirtti.
 
Beden politikaları ile muhafazakârlık meşrulaştırılıyor’
Kaos GL Danışma Kurulu üyelerinden olan Prof. Dr. Melek Göregenli; muhafazakârlığın meşrulaştırılmasında bedene yönelik politikaların uygulandığını kaydederken, faşizmin de en önemli araçlarından bir tanesinin beden politikaları olduğuna vurgu yaptı. “Muhafazakârlık her zaman cinsellikle ilgili, cinsiyetle ilgili bir alan üzerinden çok daha kolay meşrulaştırılıyor” diyen Göregenli, homofobiye karşı verilen mücadelenin bu alanla doğrudan ilişkide olmayan  insanların da özgürleşmesi için önemli olduğunu ifade etti.
‘Cinsel yönelimimiz hafta sonu hobisi değil’
Homofobi mücadelesinin geçmişine ve günümüz mücadelesine değinen Kaos GL aktivisti Ali Erol, homofobi mücadelesinde, iğneyle kuyu kazarak, yoktan bir hareket yaratılarak bu günlere gelindiğini ifade etti. Bir çok  sorunla karşılaşıldığını ancak ‘bu bizim hayatımız’ diyerek mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Erol; “Birçok insanın sandığı gibi bizim cinsel yönelimimiz hafta sonu hobisi değil, kendi hayatımıza sahip çıkarak bu mücadeleyi büyüttük” dedi. ‘Gezi eşittir LGBTİ’ demenin yanlış olacağını da sözlerine ekleyen Erol, “Gezi Türkiye’deki homofobi karşıtı hareketin  bir nevi taçlanmasıdır” ifadelerine yer verdi.
 
 
Bu etkinlik Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu DİHA Programı kapsamında Pembe Hayat ve Kaos GL Derneklerinin birlikte yürüttüğü Nefret Etme projesi kapsamında yapılmaktadır.