1. ENGLISH
Haberler > Diyarbakır’da Homofobi Karşıtları Buluştu

Diyarbakır’da Homofobi Karşıtları Buluştu

9 Aralık 2013
Rosin Çiçek davasının 8. duruşmasının görüldüğü Perşembe günü KeSKeSoR’un ev sahipliğinde “LGBTİ’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) Karşılaştıkları Sorunlar ve Baş Etme Yolları” başlıklı bir atölye düzenlendi. Yeni Demokrat Kadın’ın haberine göre, Mersin LGBT 7 Renk’ten Yağmur Arıcan ve Kaos GL Derneği’nden Seçin Tuncel ile Avukat Hayriye Kara’nın katıldığı Homofobiye Karşı Yerel Buluşma’da ağırlıklı olarak seks işçiliği tartışıldı.
 
Atölyede öne çıkan tartışmalar şunlar oldu:
 
Sağlık
LGBTİ’lerin cinsel kimliklerini anlamlandırmaları uzunca zaman alabilmektedir. Bu yüzden hızlıca kendine bir kimlik biçmektense, kişi zaman içerisinde deneyimleyerek cinsel kimliğini isimlendirmelidir. Trans geçiş operasyonları ve bilinçsiz hormon kullanımı bu anlamda geri dönüşü mümkün olmayan, vücudun dengesini tamamen değiştiren ve geride büyük pişmanlıklar yaratabilen sonuçlar yaratabilmektedir.
 
İntersekslerin uğradığı sağlık gaspı, LGBT mücadelesine dâhil olmaları sonucunu doğurmaktadır. Henüz küçük yaşta ameliyat edilen intersekslerin cinsel organı, erkek cinsel organı için yapılan operasyonlar daha yüksek maliyetli olduğu için, çoğunlukla kadın cinsel organına dönüştürülmektedir.
 
Seks İşçiliği
Zorunlu seks işçiliği hayatta kalmak adına gidilen bir yoldur. Fakat gerek LGBTİ’ler gerek toplum nezdinde eşcinsellik=seks işçiliği şeklinde yanlış bir denklem ortaya çıkmakta ve genç LGBTİ’ler seks işçiliğini diğer alternatifleri düşünmeksizin kendilerine bir meslek olarak seçmektedir. Bu kimi zaman vitrinde beğenilen bir ayakkabı için bir gecelik yaşanan işçilikler halini alabilmektedir.
 
Seks işçiliği özellikle genç bireyler açısında bedeni oldukça yıpratan ve beraberinde uyuşturucu kullanımını yaygınlaştıran; dolayısıyla kişinin gerek kişisel gerek psikolojik/cinsel gelişimini sekteye uğratabilecek bir sektördür. Kaldı ki, seks işçiliği İstanbul’da dahi gettolar dışında kabul gören bir durum değildir. Bu da sosyal bir izolasyon doğurmaktadır.
 
Seks işçiliği böylesine ciddi bir sektörken, ideal toplum düzeninde seks işçiliği yapılmayacak demek gerçekçilikten öte sorunu görmezden gelen bir yaklaşımdır. Mevcut sistem içinde seks işçiliği yok sayılamaz. Kolunu makineye kaptıran bir işçiye “İdeal toplumda kolunu makineye kaptırmayacaksın” denilemeyeceği gibi, tecavüze uğrayan, öldürülen, kayıt dışı çalıştırılan ve sağlık güvencesinden yoksun kalan bir seks işçisinin de iş güvenliği talebi göz ardı edilemez.
 
Seks işçiliği yapan bireyler Bağ-Kur (4/B) primlerini yatırarak emekli olabilmektedir. Fakat bu iş güvenliği sorununu çözmemektedir. Buna dair yasal talepler daha gür sesle dillendirilmelidir. Seks işçiliği tanınmadığı sürece haklar elde edilemeyecektir. Böylelikle bu denli büyük bir sektörde çalışan bireyler için bu iş, seks köleliğini yaratan bir sisteme dönüşmektedir. Seks işçiliği sektörü yasaklanarak ortadan kaldırılamaz. İşin sosyal boyutu da vardır. 15 yıl seks işçiliği yapan biri, bir anda öğretmenlik yapamaz. Bunun alt yapısı oluşturulmalıdır ve bu uzun vadede seks işçileri açısından bir haktır.
 
Kabahatler Kanunu
Translar genellikle Kabahatler Kanunu m. 37 gerekçe gösterilerek gözaltına alınmaktadır. Bu madde aslında işportacılar için getirilmiş bir düzenlemedir. Bu tür gözaltılarda yapılması gereken hangi gerekçeyle gözaltına alınıldığının sorulmasıdır. Gözaltı yalnızca Kabahatler Kanunu’na dayandırılamaz, gerekçesi gösterilmelidir. Kolluğun yaptığı gözaltılar savcı-hâkim kararı olmaksızın yapıldığı için, genelde kayıt dışı olmaktadır. Bu tarz hukuksuz gözaltıların tutanağa alınması talep edilmelidir. Bunu kolluk hazırlamasa da iki avukatın imzası ile hazırlanabilmektedir.
 
Kesilen para cezalarına karşı Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapılmalıdır. Bu tür cezalarda başvuru yapılmadığı için, devlet görmezden gelmektedir. Sonuç alınamamasına rağmen bu yollara gidilmesi ve uygulanan bu hukuksuzlukların itiraz yoluyla rakamlara aksettirilmesi gerekmektedir.
 
Güvenlik
LGBTİ’lerin kendi içinde yaşadıkları sosyalleşme sorunu göz önünde bulundurulduğunda anlaşılır olmasına karşın, internet üzerinden kurulan arkadaşlıklarda çok dikkatli olunmalıdır. Erkekliğini birlikte olduğu kişiyi öldürmek üzerinden tatmin etmeye çalışan, en iyi ihtimalle gasp edip şiddet uygulayarak travmatik sonuçlara sebep olan birçok insanla karşılaşılabilmektedir. Bunun dışında özellikle Kürdistan’da Hizbullah ve polisin LGBTİ’leri fişlemesi çift yönlü bir saldırıya da açık alan bırakmaktadır. Bu yönden kişinin önceliğine alması gereken nokta güvenliği olmalıdır.
 
Öncesinde daha kapalı olan diğer siyasetlerle, kadın kurumları ve diğer LGBTİ oluşumları ile ilişkiler güçlendirilmelidir. Öz örgütlülükler güçlendirilmeli, talepler siyasi bir çizgide dillendirilmelidir. Diğer kurumların içinde barındırdıkları homofobi ve transfobiyi kırmak adına, daha çok temasta bulunulmalıdır. Bu noktada asıl görev, biz LGBTİ örgütlerinindir.
 
Davanın ardından Adana, Antalya, Antep, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Mersin’de yapılan eylem ve basın açıklamalarıyla nefret cinayetlerine dikkat çekildi.
 
Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma Yerel Etkinlikleri, Kanada Yerel Girişimler Fonu, Norveç Büyükelçiliği ve Rainbow Solidarite tarafından desteklenmektedir.