1. ENGLISH
Haberler > Homofobi ile Mücadele’de AB Kriterlerini Belgrad’da Tartışıldı

Homofobi ile Mücadele’de AB Kriterlerini Belgrad’da Tartışıldı

24 Haziran 2013

Avrupa Birliği’ne aday ve adaylık potansiyeli bulunan ülkelerden kamu ve sivil toplum kesimi temsilcileri 17-19 Haziran’da Belgrad’da bir araya geldi. Avrupa Komisyonu, Sırbistan Hükümeti ve ILGA Europe’un düzenlediği etkinliğin odak noktası “İzlanda, Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye’de homofobi ve transfobi ile mücadele ve Avrupa Birliği kriterleri ile uyum” oldu. Etkinlik kapsamında gösterilen Benim Çocuğum filmi büyük ilgi çekti. 

Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk, Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek, Makedonya, İzlanda ve Türkiye’den yaklaşık 40 temsilciye Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’ndan (AGİT) yöneticiler ve uzmanlar eşlik etti. Etkinlikte Makedonya ve Türkiye dışındaki ülkelerin bakanlıklarından ve ulusal insan hakları ile kamu denetçiliği kurumlarından birçok yetkili yer aldı. Türkiye kamusunun eksik olduğu etkinlikte sivil toplumdan Lambdaistanbul, LİSTAG ve Kaos GL ülke gündemine dair bilgi paylaşımında bulundu.

Toplantıda lezbiyen, gey, biseksüel ve translara (LGBT) yönelik insan hakları ihlallerinin hükümetler tarafından en görmezden gelinen ülkelerin Bosna Hersek, Makedonya ve Türkiye olduğuna dikkat çekildi. Türkiye ve Makedonya’da LGBT’ler kamu görevlilerin ve siyasilerin ötekileştirici beyanatlarına ve nefret söylemlerine de sıklıkla maruz kalıyorlar.

Türkiye ve Makedonya dışındaki ülkelerde yasal ve politik adımlar atılıyor; ancak sosyal önyargılar ve nefret suçları ile mücadele için çok daha güçlü siyasi iradeye ve bütünsel çalışmalara ihtiyaç var. Özellikle Balkanlar ve Türkiye’de homofobi ve transfobi kültüre oldukça içkin durumda.

Özellikle bu ülke hükümetlerinin LGBT’lerin maruz bırakıldığı insan hakkı ihlallerinin temellerinin daha okul yıllarında yaşatılan baskı ve zorbalık ortamı ile temellendiği gerçeğini teslim etmeleri gerekiyor. Müfredat gözden geçirilmeli; okul yöneticileri ve öğretmenlere, kolluk kuvvetlerine ve anaakım medyaya eğitim programları uygulanmalı.

Etkinliğin ikinci ve üçüncü günü yapılan çalıştaylardan öne çıkanlar şöyle:

- AB üyeliği için cinsel yönelim ve –geliştirilmesi gerekmekle birlikte- cinsiyet kimliği eşitliği ile ilgili mevzuat açık. Aday ülkeler, kriterlerin ve direktiflerin müzakeresiz kabul edileceğini anlamalı.

- Söz konusu ülkelerde ekonomik kriz ve uyum süreci ile ilgili diğer “daha popüler” konular nedeniyle LGBT meselesini gündeme almak kolay olmuyor. Toplum ilgisini çekmek için ulusal ve yerel stratejiler geliştirilmeli; siyasi irade ve liderlik gösterilmeli.

- AB’ye üye ve aday ülkeler, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli eşitlik ve sosyal adaletin sağlanmasının sadece haklar açısından değil, demokratikleşme nosyonları ile de doğrudan bağıntılı olduğunu anlamalı.

- AB, homofobi ve transfobi ile mücadele yöntem ve araçlarını somutlaştıracak “hükümetlere yönelik politikalar ve teknikler kılavuzu” hazırlıyor.  

- Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve şiddet ile mücadeleye dair normlar, AB ile yürütülen insan hakları ve demokratikleşme fasıllarının ayrılmaz birer parçasıdır.  Aday devletler ceza, medeni, iş, ayrımcılıkla mücadele gibi yasal çerçeveleri LGBT’ler açısından koruyucu ve güçlendirici olacak şekilde düzenlemeliler.   

- Aday ve adaylık potansiyeli olan ülkelerde, Birleşmiş Milletler raporlarında da görüldüğü üzere, en can yakıcı ihlaller AYRIMCILIK – NEFRET SUÇLARI VE NEFRET SÖYLEMİ  - İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, TOPLANMA VE ÖRGÜTLENME alanlarında görülüyor. Ayrımcılık için de barınma, sağlık, eğitim ve çalışma hayatında ayrımcılık. Mücadele, bu minvalde örülmeli, ortaklaşmalı.

- İzlanda dışındaki ülkelerde sadece LGBT’ler değil, diğer “azınlık” kimlikler de sorunlar yaşıyor.

- LGBT’ler ve sivil toplum örgütleri ülkelerindeki Ulusal İnsan Hakları Kurumu ve Kamu Denetçiliği Kurumu (ombudsman) gibi yapıları çok yakın markaja almalılar.

- Adalet sistemi ve hukukçular, mücadelenin diğer etkin paydaşları olmak durumundalar.

- LGBT’lerin görünmezliğe itildiği bir kültürün demokratikliği söz konusu olamaz. İfade özgürlüğü, diğer pek çok hakkın da kullanımının önkoşuludur. Hükümetlerin en çok koruması ve güçlendirmesi gereken alanlardan biri ifade özgürlüğüdür.

- Ayrımcılığın temelinde önyargılar yatıyor. İnsanların bizzat kendileriyle ilgili önyargılara ses çıkarması, devletler ve hükümetler tarafından asla engellenemez. Kamu kesimi ve siyasi aktörler, her türlü marjinalleştirme ile ilgili sivil toplum ile birlikte mücadele etmek durumundalar.