1. ENGLISH
Haberler > ODTÜ “Erkek Olmamanın” Yollarını Tartıştı

ODTÜ “Erkek Olmamanın” Yollarını Tartıştı

7 Mayıs 2012
7. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında 3 Mayıs Perşembe günü ODTÜ’de Erkeklik Forumu yapıldı. Forum Remzi Altunpolat, İlknur Hacısoftaoğlu ve Bahadır Türk’ün konuşmalarıyla şekillendi.
 
7. Homofobi Karşıtı Buluşma’nın Ankara’daki kampus ayaklarının ilkini ODTÜ LGBTT Dayanışması, Siyaset Bilimi Topluluğu ve Sosyoloji Topluluğu düzenledi. “Erkek olmama”nın yollarını arama çağrısı yapan forum ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü yüksek lisans öğrencisi Semih Sapmaz’ın moderatörlüğünde yaklaşık 80 kişinin katılımıyla gerçekleşti.
 
“Milliyetçilik ve cinsiyetçilik bir arada düşünülmeli”
Foruma Kaos GL adına katılan Remzi Altunpola, erkeklik ve eşcinsellik meselesinin Türk sağındaki tezahürlerine değinen bir giriş yaptı. 1940’lardan beri Türk sağının birbirinden ayrılamayacak üç kavram etrafında şekillendiğini belirten Altunpolat, bu kavramları İslamcılık, milliyetçilik ve muhafazakârlık olarak sıraladı. Türkiye’de erkeklik çalışmalarının oldukça yeni bir alan olduğunu söyleyen Altunpolat milliyetçilik ve cinsiyetçilik arasındaki ilişkinin incelenmeyen değer olduğunu vurguladı.
 
“Kadınsılaşmış erkeklerden milli değerleri savunması asla beklenemez!”
Altunpolat, erkeklik ile vatanın korunması arasında kurulan bağları anlatırken Tanzimat’ta günümüze Batılılaşmanın “erkeklik kaybı, efemineleşme, eşcinsel olma” ile nasıl özdeşleştirildiğine dair edebi kaynaklardan örnekler sundu. Peyami Safa, Nihal Atsız ve Osman Yüksel Serdengeçti gibi kişilerden alıntılarla erkek olmanın milli değerleri savunmayla nasıl bir tutulduğunu açıkladı.
 
Erkeklik Yerine Erkeklikler
İlknur Hacısoftaoğlu ise spor üzerinden farklı erkeklik biçimlerinin birbiriyle etkileşimine dair bir sunum yaptı. Erkekliğin tarihsel, mekânsal ve toplumsal olarak değiştiğini belirten Hacısoftaoğlu, bu sebepten ötürü tek bir erkeklikten bahsedilemeyeceğinin altını çizdi. Sporun bedene dayandığı iddiasıyla ikilikleri meşrulaştıran bir alan olarak erkeklerin üstünlüğünün ve yönetme hakkının bir göstergesi olarak nasıl kullanıldığını anlattı. Erkekliğe giriş olarak sporun etkili bir sosyalleşme aracı olduğunu söyleyen Hacısoftaoğlu, heteroseksüelliği kanıtlama maksadıyla heteroseksizmin (öteki cinsle ilişki ve cinselliğin üstün görüldüğü davranış, önyargı ve ayrımcılıklar sistemi) ve misojeninin (kadın düşmanlığı/nefreti) yeniden üretildiğini ifade etti.
 
Kırkpınar Güreşçilerinin Hepsi mi Heteroseksüel?
Hacısoftaoğlu güreşçiler üzerine yaptığı çalışmasından bahsederken medyanın bu abartılmış maskülenliğe sıklıkla eşcinsellik imaları gönderdiğini; fakat güreşçilerin bunları heteroseksüelliklerine bir tehdit olarak görmediklerini anlattı. Kırkpınar güreşlerini izlemeye gelen gey ziyaretçiler ile ilgili sorulara güreşçilerin genel olarak savunmacı bir şekilde nefret söylemi ve homofobiyle ya da profesyonelliklerine vurgu yaparak kendilerini dışarıda tutarak cevap verdiklerini söyledi.
 
“Benim adım Cesi, Allah affeder ben affetmem”
Bahadır Türk ise Yılmaz Güney’in 1965 ve 1979 yılları arasında yönetmen, oyuncu ya da senarist olarak yer aldığı filmlerde erkekliğin işlenişini ele aldı. “Sokakta Kan Vardı”, “Kasımpaşalı Recep” “Umutsuzlar” ve “Düşman” gibi filmleri 10 temel özellik üzerinden tartışmaya açtı. Kahramanların doğallaştırılması, erkekliğin sağlama alınması için sessiz, ciddi ve savaşçı olması gerektiği, kadınların sevgili ya da anne olarak korunması ya da kötü ve tehditkâr kadın olarak uzak durulması gereken kadınlar olarak zıt kutuplarda var olabildiği gibi incelemelerini anlattı.
 
20 Mayıs’a kadar devam edecek 7. Uluslar arası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın programına bu linkten ulaşabilirsiniz: http://kaosgl.org/sayfa.php?id=11174

Haber: Ömer Akpınar/KaosGL.org
Fotoğraflar için: http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=11237