1. ENGLISH
Haberler > Muhafazakârlığın Neo-Liberalizmle Flörtü Haklara Karşıdır!

Muhafazakârlığın Neo-Liberalizmle Flörtü Haklara Karşıdır!

19 Ocak 2012

 Peyami Safa romanlarındaki erotizmi tasvir eden Prof. Dr. Simten Coşar, muhafazakâr ideolojinin erotizmi reddetmediğini, ancak kötücül sunduğunu aktardı.

 
Kaos GL’nin düzenlediği Çarşamba Seminerleri’nin 11 Ocak’taki konuğu Prof. Dr. Simten Coşar oldu. “Muhafazakâr İdeoloji ve Siyaset: Muhafaza Etmek için Politika Mümkün mü?” başlıklı konuşmasında Coşar politika-siyaset ayrımı, yeni-muhafazakârlık, muhafazakâr siyasetin temel yapıtaşları ve kimlik siyasetleriyle ilişkisi gibi konulara değindi.
Politika = Siyaset?
Sunumuna politika ve siyaset arasındaki farkı açıklayarak başlayan Coşan, politikanın bir değişim, siyasetin ise yönetim ifade ettiğini, dolayısıyla tanımı gereği muhafazakâr bir politikadan bahsedilemeyeceğini belirtti. Yalnızca meclisle sınırlı kalmayıp hayatın her alanını etkileyen politikanın aksine, siyasetin Arapça “seyis etmek” kökünden yola çıkarak “bakımını yapma, hizmete sokma ve hayatlarını düzenleme erki” anlamlarına işaret ettiğinden bahsetti. 
 
Coşan, muhafazakârlığın şizofrenik bir yapı sergileyerek yeniye karşıtlığın yanı sıra moderniteyi de içerdiğini anlattı. Sınıfsal, kurumsal ve özel mülkiyetin el değiştirmesine yönelik düzenlemelere karşı olarak değişimin planlı değil, kendiliğinden olması gerektiğini savunan muhafazakârlığı politikanın reddi ve yönetmenin hâkimiyeti olarak açıkladı.
 
... iyi bir akşam yemeğinden sonra hepimiz bir parça muhafazakâr oluruz.”
Muhafazakâr ideolojinin yapıtaşlarını şahıs (birey, kadın ya da sınıf değil), aile, özel mülkiyet, gelenek-görenek ve devlet olarak sıralayan Coşar, 70’lerden itibaren tüm bu yapıların yeni muhafazakârlığın ortaya çıkışı ile birlikte liberalizmle olan flörtünü inceledi.
 
Sosyal politikalarda Türk ailesinin bir sosyal dayanışma ağı olarak tanımlanmasının çok muhafazakâr bir yaklaşım olduğunu, refah devleti karşıtlığı üzerinden de bir feminizm karşıtlığı oluşturulduğunu ve kadının yalnızca beden olarak algılandığını anlattı. Hak temelli söylem yerine neoliberal politikaların kadınlara esnek çalışma koşulları sunma yoluyla kadını aileden sorumlu kılarak devletin sosyal hizmet harcamalarını azaltmayı amaçladığını söyleyen Coşar, refah devleti yerine hayır işlerinin önem kazandığının altını çizdi. Herhangi bir sosyal yardım alamayan insanların iftar çadırları kuran partilere oy vermesinin, bencillik ya da cehalet değil, hayatta kalmak için gayet anlaşılabilir olduğu yorumunu yaptı.
 
“Kimlik siyasetinden en çok İslamcılar kârlı çıktı”
Konuşmasının son bölümünde kimlik siyasetlerine değinen Coşar, Türkiye’deki kadın, gey-lezbiyen, Kürt ile İslamcı kimliklerinden İslamcı kimliğin toplumla çok örtüşen bir kimlik olmasından ötürü görünür olduğunu belirtti. Coşar ayrıca kimlik siyasetlerinin yeni muhafazakârlığı beslediğini ve cemaatçiliği geliştirdiğini söyledi. Bu durumun tanıma olmadan farklılıkları “hoşgörme” yaklaşımını doğurduğunu ve insanların kendi cemaatleri içerisinde diğer cemaattekilere hiç dokunmadan yaşamalarına yol açtığını anlattı.
Katılımcıların katkılarıyla ilerleyen tartışmada muhafazakâr ideolojinin de aslında bir toplum tahayyülü olduğuna ve bu doğrultuda genel ahlak, gelenek-görenek gibi kavramların suistimal edilerek yeniden üretildiğine değinildi. Kuzey-Güney dizisi üzerinden erkek bedeninin metalaştırılıp metalaştırılmadığı ve “makbul kadın”ın nasıl sunulduğu konuşuldu. Peyami Safa romanlarındaki erotizmden hareketle konuyu değerlendiren Coşar, muhafazakâr ideolojinin erotizmi reddetmediğini, ancak kötücül sunduğunu açıkladı. 
 
“ÇARŞAMBA SEMİNERLERİ”
 
Kaos Akademiye evrilmesini planladığımız Çarşamba Seminerleri, birlikte öğrenmek, birlikte mücadeleyi büyütebilmek için sürecek, bu sebeple katılımınız ve katkılarınız oldukça önemli.
 
Her hafta Çarşamba günü, saat 18:30’da, Kaos Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Çarşamba Seminerleri” herkesin katılımına açık yapılıyor.
 
Kaos Kültür Merkezi
GMK Bulvarı, 29/12, Demirtepe/Kızılay-Ankara
0312 230 0358 / 12