1. ENGLISH
Haberler > Geleneksel Işık Dağı Pikniğinin Hatıraları

Geleneksel Işık Dağı Pikniğinin Hatıraları

11 Ocak 2012
19 Temmuz 2011

Şoförümüz yıllarca Kaos GL pikniklerinin kaptanı olduğundan belki de sabah katılımcıları beklerken laf arasında “tarihi gezi” gullümlerinden etkilendiği için önceki piknikleri hatırlatacak yerlerden bizi o meşhur “Işık Dağı piknik alanına” götürdü.
 
Sabah telaşlı düşüncelerle acaba katılım olacak mı? Geleceğim diye söz verenler ekecek mi acaba derken, ne az sayıda ne çok katılımla birkaç eksikli olarak piknik düşkünleriyle yola erkenden koyulduk. Bir gün önceden 27 kişilik olarak tuttuğumuz otobüsümüzü katılımı düşünerek 20 kişilik olan başka bir minibüsle değiştirdik. Minibüsümüzün şoförünün yıllarca Kaos GL pikniklerinin kaptanı olduğu için belki de sabah katılımcıları beklerken laf arasında “Tarihi gezi” gullümlerinden (eğlence, dedikodu, muhabbet) etkilendiği için daha önce mola verilen yerlerde bile durarak, hatırlatmalarla bizi o meşhur “Işık dağı piknik alanına” götürdü.
 
Sağ olsun kaptanımız Sefa bizden desteğini hiç esirgemedi. Aramızdan bazılarının gerçekten eski harabelerin olduğu “tarihi” bir yere gidiyoruz sanrısı ise bizi yolda kahkahalara boğdu. Minibüsümüzü toprak yolda park ederek, hazırladığımız “mütevazi” yiyecekleri ve tenekeleri (merak etmeyin tenekeleri aşağıda anlatacağım) sırtlanarak dağa doğru tırmanmaya başladık. Yaş grubu olarak farklı gruplardan da olduğumuz için bir kısmımız dinlenerek, bir kısmımız biran önce top oynayalım hevesiyle topu oradan oraya atarak sırtımızdaki eşyalarla koşturarak tepeye vardık. 
 
Eşyalarımızı koyup çok dinlenmeden bir an önce ateş yakmak için etrafta zaten çok fazla olan kurumuş kozalakları toplamaya başladık. Hem kozalak toplamak hem de acaba nereye işeriz diye gezinirken bir anda karınca saldırısına uğradık, oysaki içimizden biri biraz önce yanlışlıkla karınca yuvalarına ilk saldıran olmuş, yanlışlıkla yuvalarının üstüne bastığı için panikleyen karıncalar yuvalarından çıkmış. 
 
Kozalaklarımızı ve odunlarımızı topladıktan sonra “Teneke Kebabı” olarak bilinen, fakat bizim pek beceremediğimiz bir kebap türünü yapmaya başladık. Merak edenler için anlatayım, bir kazık alıyorsun ve bu kazığı sağlam bir biçimde toprağa saplıyorsun, sonra tavuğu üstüne oturtup, teneke ile kapatıp etrafını ateşe veriyorsun. Bizim tavuklarımızın sadece dış kısmı süreyi uzun tuttuğumuz için biraz yandı, ama allahtan aramızda arkeolog arkadaşlar vardır. Dış kabuğun üstüne hafif hafif vurarak katı ve yanmış kısımlarını temizlediler. Daha sonra tavukları folyoya sarıp tenekenin içine koyma fikri ortaya çıktı. Gerçekten de muhteşem oldular.
 
Tavuklar olmaya başlamadan topumuzu ortaya tekrar çıkardık ve sınırları olmayan bir sahada futbol oynamaya başladık. Bazı arkadaşlar voleybol oynamayı tercih etti fakat ben diginlerle maç yapmayı daha eğlenceli buldum. Bazen gülmekten topa vuramadığımız anlarımız oldu, futbola yeni kurallar getirdik ve gerçekten çok eğlendik. Yemekler yenip üstüne biraz yayılıp dinlendikten sonra bir kısmımız “keşif” gezisi  (yabani çilek yeme, birazcık kaybolma, dikenlerin arasına girme olarak da söyleyebiliriz) , bir kısım tavla oynamayı veya yayılmayı tercih etti.
 
Bir ara aşağıda bulunan çeşmeyi temizlemeyi kendimize görev edindik, etraftaki çok çeşitli çiçeklerden topladık. Sohbetin yoğun olduğu, çekirdek ve kuru yemişlerin de yendiği gullümler günümüzü neşelendirdi. Akşam 18:00’de tekrar yola çıkmak için hazırlandık, daha önce piknik çıkışı mola verip çay içilen alanda duramadık çünkü aramızda piknik için günü birlik Ankara’ya gelen ve şehirlerine dönmek zorunda olan katılımcılar vardı. Dönüş boyunca Türk sanat müziğinden Pop’a şarkılar söyleyerek koro kurabileceğimizi düşündük, acil ihtiyaçlarımız için (dondurma) benzin istasyonunda durduk. 
 
Saat 9 gibi Ankara’ya vardık. Yol boyunca yaz bitmeden hem havuz etkinliğimizi hem de “Mavi Göl” gezimizi yapalım mı diye planladık. Sabah kaybettiğimiz bulgurumuzun bulunmasıyla gelecek hafta film gösterimini “Kısırlı” yapmaya karar verdik.
 
Vedalaşırken “daha çok görüşelim”, “tanıştığıma çok sevindim”, “çok güzeldi yine yapalım” cümleleri etrafında ayrıldık.