1. ENGLISH
Haberler > Sabancı Üniversitesi ve İTÜ, Böyle Buluşma Görmedi

Sabancı Üniversitesi ve İTÜ, Böyle Buluşma Görmedi

4 Ocak 2012
Pazartesi, 02 Mayıs 2011

Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın 6. yılında da etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam etti. Sabancı Üniversitesi Cins Kulüp, 27 Nisan günü transeksüellik ve transfobiyi tartıştı. İTÜ ise, 28 Nisan günü ILGCN sanat ve kültür grubuna kapısını açtı.
 
Sabancı’da Transeksüellik Gündemi
Kadın Kapısı ve İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nden Şevval Kılıç ve VolTrans Trans Erkek İnisiyatifi’nden Berk İnan Berkant, 27 Nisan günü Sabancı Üniversitesi’nde transfobi ve transeksüellik üzerine öğrencilerle bir araya geldi. Kimlik ve “açılma” üzerine yoğunlaşan Berkant, “Cinsiyet konusunda karşıdaki kişiyi şaşırttığınızda, altlarından halı çekilmiş gibi oluyor. Hem cesaretten dolayı “üst” yere konulurken, aynı zamanda cüret edişi de sorguluyorlar.” şeklinde konuştu. Berkant, konuşmasının devamında cinsiyet geçiş operasyonları konusuna da değindi ve “O kadar sıkı bir süreç ki, çoğu insan bu süreçte ciddi anlamda daralıyor. Başvurduğunuz hastaneden, gittiğiniz hâkimin kim olduğuna göre değişkenlik gösteren bir süreçten de bahsedebiliriz aslında. Çok keskin bir süreç gibi görünüp, aslında çok muğlâklık da barındıran bir akış bu.” diye ekledi.
 
19 Haziran, Trans Onur Yürüyüşü
Trans kimlik ve bu kimliğin LGBT hareketindeki yere dair noktalara değinen Şevval Kılıç, “Trans hareketinin, LGB kısmından ayrılması gerektiği düşünüyoruz. Hareket, çalışma hayatı, istihdam zorluğu ve zorunlu seks işçiliği konuları söz konusu olunca, ayrılması gereken yerlerin olduğunu düşünüyorum.” Şeklinde konuştu. Kılıç aynı zamanda 3. Trans Ağı toplantısından bahsetti ve hazırlanan manifestonun ilk maddesinde bahsedilen trans kimliğin tüm insanlık için bir zenginlik olduğunun altını çizdi. Kılıç, 19 Haziran’da yapılacak olan Trans Onur Yürüyüşü’ne herkesi davet etti.
 
İTÜ’de Doyasıya Kültür, Sanat ve Sohbet
Uluslararası Gey ve Lezbiyen Kültür Ağı (ILGCN), Türkiye’deki performans dizilerine 2011 Nisan’ında İTÜ ile başladı. Kuzey ve Doğu Avrupa’daki queer ILGCN elçilerinin sanat eserlerini İTÜ’ye taşıyan grup, kültürler arası diyalog üzerine yoğunlaştı.
 
Homofobiye karşı sadece yasaları değiştirerek değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal birikimle karşı durabileceğinin altını çizen grup, aynı zamanda ILGN’nin kuruluş tarihi olan 1980 yılından bu yana bir araya gelmiş sanatsal çalışmalar üzerine sohbet gerçekleştirdi.
 
“Fotoğraf Olmasaydı, Ahmet’in Bir Zamanlar Yaşadığından Haberimiz Olmazdı”
Sanatsal çalışmalar olmadığında, LGBT’lerin ne gibi ayrımcılığa, zulme ve haksızlığa uğradığının kimselerce fark edilmeyeceğini söyleyen grup temsilcisi Bill Schiller, şöyle devam etti: “Film olmasaydı, Auschwitz Toplama kampında yaşayan lezbiyenlerden haberimiz olmayacaktı. Aç karna bekledikleri odaların duvarlarında çizim yapmasalardı, o kamplarda yaşamış geylerden haberimiz olmayacaktı. Fotoğraf denen şey olmasaydı, biz zamanlar yaşamış olan Ahmet Yıldız’ın varlığından kimsenin haberi olmayacaktı.”
 
Kaos GL Dergisi’ne “Sappho Cennette” Ödülü
Her yıl LGBT hareketindeki bir örgütü ya da yayını ödüllendiren ILGCN, 2009 yılında Kaos GL Dergisi’ne “Sappho Cennette” (Sappho in Paradise) ödülünü vermeyi kararlaştırdı. Schiller, bu ödülü “Kıymetli bir yayıncılık tekniğine imza attığı, LGBT mücadelesini görünür kıldığı ve cesaretin bir risk taşıdığı zamanlarda gökkuşağı kültürünü temsil etmeyi göze aldığı için” Kaos GL Dergisi’ne verdiklerini açıkladı. Ödülü, Kaos GL Dergisi’ne 1994’ten bu yana katkıda bulunan herkes adına Nevin Öztop aldı.
 
Ödül şu ana kadar Estonya, İngiltere, Danimarka, Letonya, Zimbabwe, Kırgızistan ve Uganda’ya verildi.
 
Kadın Kadına Öyküler
İTÜ CinsArı, evsahipliği yaptığı etkinliğe, “Aşkın L Hali” kitabından ve “Pazartesi” dergisinden alınmış öykülerin okuma atölyesi ile son verdi. Edepsiz Edebi isimli atölyeler, İTÜ okuma grubu ve CinsArı tarafından düzenli olarak yürütülüyor.