1. ENGLISH
Haberler > “Arzu Daima Özgürlüğü Varsayar”

“Arzu Daima Özgürlüğü Varsayar”

21 Aralık 2011
“Normal” olsun, “anormal” olsun, her türlü arzunun bastırıldığı ve gizlendiği bu coğrafyada, Butler bizleri arzunun özgürleştirici gücünü ortaya çıkarmaya çağıracak. Zira ona göre “Arzu daima özgürlüğü varsayar”. 
Judith Butler Türkiye topraklarına adım atıyor ve Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılmak üzere Ankara’ya geliyor.
 
Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Dr. Judith Butler, 15 Mayıs Cumartesi günü Ankara’da konuşacak. Boğaziçi Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Zeynep Gambetti’nin modere edeceği, Homofobi Karşıtı Buluşma etkinliklerinden "Queer Forum"daki Butler konferansı, 18:30’da başlayacak. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Aziz Köklü Konferans Salonundaki konferans herkesin katılımına açık olacak.
 
Queer: “Her tür kimliğin saptırılması, yoldan çıkartılması için!”
 
Yard. Doç. Dr. Zeynep Gambetti, antihomofobi.org’a yaptığı açıklamada, Butler’ın, kimlik siyasetlerine şüpheyle yaklaştığını hatırlatıyor ve bunun yerine normların sürekli olarak saptırılmasını içeren “queer” mantığını önerdiğini söylüyor.
 
“Ona göre queer bir kimlik değildir, her tür kimliğin saptırılması, yoldan çıkartılmasıdır.” diye belirten Gambetti’nin açıklaması şöyle:  
 
“Judith Butler gerek sosyal bilimleri, gerekse feminist kuramı derinden sarsan bir düşünür. Kadın kimliğini cinsellik üzerinden değil de “toplumsal cinsiyet” üzerinden tanımlayan feminizmin aksine Butler “kadın” kavramının kendisini sorunsallaştırmayı tercih ediyor. Zira toplumsal bir kurgu olduğu kabul edildiği hallerde bile “kadınlık” kavramı bir sabitlik, bir belirlenim, bir kalıplaşma içeriyor. Oysa cinsellik de, cinsiyet de iktidar ilişkilerinin günlük hayatta sürekli olarak yeniden içselleştirilmesini gerektiren birer performanstırlar. Hâkim normların güdümüyle tekrar tekrar ürettiğimiz kimlik rolleri, kimliğin asla sabitlenemediğine de işaret ederler. Kimlik siyasetlerine şüpheyle yaklaşan Butler, kadın olsun, eşcinsel olsun, kimliklerin hiç birinin özgürleştirici olamayacağını iddia ediyor. Bunların yerine normların sürekli olarak saptırılmasını içeren “queer” mantığını öneriyor. Ona göre queer bir kimlik değildir, her tür kimliğin saptırılması, yoldan çıkartılmasıdır.”
 
“Homofobi kimin meselesi?”
 
Butler’ın, “homofobiye karşı kimliğe dayalı olmayan bir siyasal platform oluşturulması gerektiğini” düşündüğünü belirten Gambetti, böylesi bir platformun, “heteroseksüel hegemonyanın kırılmasını hedefleyen herkesi” buluşturacağını söylüyor.
 
“Butler, Queer Nation, Act Up ve Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu gibi birçok örgüt içinde aktif olarak yer almış. Homofobiye karşı kimliğe dayalı olmayan bir siyasal platform oluşturulması gerektiğini düşünüyor. 

Heteroseksüel hegemonyanın kırılmasını hedefleyen herkesi buluşturacak olan böylesi bir platformun; önkabullerin aşılmasına, farklı cinselliklerin kamusal alana taşınmasına ve toplumsal iktidar tarafından insan bedenlerinde ve yaşamlarında açılan yaraların deşifre edilmesine zemin teşkil etmesini istiyor.”
 
“Arzu daima özgürlüğü varsayar”
 
5. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılmak üzere Ankara’ya gelecek olan Butler’in konferansının anlamına dikkat çelen Gambetti, antihomofobi.org’a yaptığı açıklamayı şu sözlerle tamamladı:
 
“Normal” olsun, “anormal” olsun, her türlü arzunun bastırıldığı ve gizlendiği bu coğrafyada, Butler bizleri arzunun özgürleştirici gücünü ortaya çıkarmaya çağıracak. Zira ona göre “Arzu daima özgürlüğü varsayar”.
 
“İhtiyacımız olan yıkıcı politikadır!”
 
Judith Butler’ın Ankara’ya, Homofobi Karşıtı Buluşma’ya geliyor olmasıyla ilgili Almanya’dan Uli Flader de antihomofobi.org’a bir değerlendirmede bulundu.
 
Butler’ın “normların yeniden üretimine karşı direnişe çağıran, tekrarı bozan ve kesintiye uğratan yıkıcı politika” önerisine dikkat çeken Flader, Butler ve çalışmalarıyla ilgili antihomofobi.org’a şu açıklamayı yaptı:
 
“1990 yılında yayımlanan “Gender Trouble” [Cinsiyet Belası] kitabıyla ünlenen ve postyapısalcı teorisyenler arasında sayılan feminist filozof Judith Butler çalışmalarıyla gey, lezbiyen, transgender ve feminist grupların politik stratejilerini “devrimcileştirmiş” ve aynı zamanda Queer Theory ve politika için yeni bir yol açmıştır.
 
Çoğunlukla materyalizm anlayışı ve söylem yönelimli stratejileriyle eleştirilen Judith Butler, öncelikli olarak feministlerin de sık sık iddia ettikleri gibi toplumsal olarak yaşatılan (gender) biyolojik cinsiyet (sex) algısını kırmıştır.
 
Butler’a göre biyolojik ve doğal olarak tezahür eden, toplumsal olarak üretilmektedir. Toplumsal olarak üretilen ve bize sunulan dilin kavramsal kuralları olmaksızın kendi bedenimizi algılama olanağı bulunmamaktadır. Sadece kadın-erken ikiliğinin olabileceğini belirleyen, bunların heteroseksüel yanyanalığını buyuran, böylece normal ve normal olmayanı belirleyen ve neyi tahayyül edebileceğimizi düzenleyen toplumsal normlar, düşüncemizi ve algı dünyamızı belirlemektedir. Bu nedenle Butler, feminist harekette de olduğu gibi kimlik politikalarının, çerçeveyi sorunsallaştırmaksızın sistem içinde kalarak hak talep etmesinin sınırlı ve çok az etkili olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü bu talepler, toplumda hâkim olan ikili, heteroseksüel mantıkla bağlantılı olduğundan bu normları parçalamıyor tersine mevcut mantığı daha da güçlendiriyor.
 
Butler’a göre politik strateji, her birimizin düşüncesini yapılandıran normları ve toplumsal heteroseksüel söylemi yıkmaya, parçalamaya dönük olmalıdır. Bunu başarmak için bu normların yeniden üretimine karşı direnişe çağıran, tekrarı bozan ve kesintiye uğratan yıkıcı politika (subversive politics) gereklidir. Yıkıcı politika ile Butler’ın vurguladığı, bugünkü baskıcı normların, sözde daha ideal normlarla yerdeğiştirilmesi değil, bugün için henüz bilmediğimiz bir gelecek için sürekli bir açıklıktır.”
 
Judith Butler University of California’da, Berkeley, Departments of Rhetoric and Comparative Literature’de Maxine Elliot kürsüsü Profesörü’dür
 
Önemli yayınları arasında:
Gender Trouble: Feminism and the Subversion of Identity (1990)
Bodies that Matter: On the discursive Limits of Sex (1993)
The Psychic Life of Power: Theories in Subjection (1997)
Excitable Speech: A Politics of the Performative(1997)
Hegemony, Contingency, Universality (with Ernesto Laclau and Slavoj Zizek, 2000)
Undoing Gender (2004)
Giving an Account of Oneself (2005)
Who Sings the Nation-State?: Language, Politics, Belonging (with Gayatri Spivak, 2007) 
Frames of War: When Is Life Grievable? (2009)
 
Butler’ın şu an çalıştığı ilgi alanları, yahudi felsefesi, özellikle siyonizm öncesi ve sonrası devlet şiddeti eleştirisi. Ayrıca güncel politika, kültür ve edebiyat teorisi, psikoanaliz, feminizm ve cinsiyet politikaları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.