1. ENGLISH
Haberler > Buluşma’dan Lezbiyenler ve Biseksüel Kadınlar Bildirgesi Çıktı

Buluşma’dan Lezbiyenler ve Biseksüel Kadınlar Bildirgesi Çıktı

13 Aralık 2011
Lezbiyenler ve Biseksüel Kadınlar Forumu, 47 kadının katılımıyla 6. Homofobi Karşıtı Buluşma haftasında, 19 Mayıs’ta Ankara’da gerçekleşti. 
Buluşma’nın geleneksel ayaklarından biri olan forum bu sene ilk kez sabahtan akşama kadar süren tüm günlük bir etkinlik dizisi şeklinde düzenlendi.
 
Kadınlar, kahvaltı ile başlayan etkinlikte “Nerede, Ne zaman, Neden” korktuklarını küçük post itlere yazıp tüm gün görebilecekleri ve ekleme yapabilecekleri şekilde duvara asarak korkularını konuştular. Korku Atölyesinde ortaya çıkan sorunları ana başlıklar altında toplayan kadınlar, taciz’i dillendirememek, gettolaşma, mekân/mekânsızlık, görünür olamamak, açılmak, örgütlenme, yalnızlık,  feminizm üzerine yaşadıkları sorunları kaygılarını ve çözüm önerilerini konuştular.  
 
Eşcinsel ve biseksüel kadınları görünür kılmak için ilki 2007’de Nevruz Ebru Aksu ile gerçekleştirilen “Aç Yüzünü” fotoğraf sergisi bu sene de yeni katılımcıları ile büyümeye devam etti. Fotoğraf sanatçısı Aslı Aydoğan’ın 19 Mayıs’ta buluşmada kadınlarla birlikte gerçekleştirdiği çalışma Af Örgütünün desteğiyle 21 Mayıs Cumartesi Best Otel’de gerçekleşen Kaos GL Resepsiyonunda sergilendi. 
 
Öğleden sonra devam eden buluşmada gün boyu konuşulan ve ana başlıklar halinde yazılan sunumlar daha sonra geliştirilmek ve yıl boyunca etkinlikler düzenlenerek üzerinde konuşulmak ve tartışmak üzere bir bildiri haline getirildi.
 
LEZBİYENLER VE BİSEKSÜEL KADINLAR BİLDİRGESİ
Kendimiz gibi sorunlarımızı ve çözümlerimizi de görünür kılmak için kolektif aklımıza ve emeğimize başvurduk. En çok canımızı yakan sorunlar hem kadın olduğumuzdan, hem de kadınları seven kadınlar olduğumuzdan ataerkil ve heteroseksist sistemin yaşamlarımızı ve yaşam alanlarımızı bize dar etmesinden kaynaklanıyor. Elbette kadınlığımızdan aldığımız güce ve kolektifliğin dönüştürücülüğüne olan inancımızla teslim olmuyor ve mücadelemizi ve inadımızı sürdürüyoruz.
Her kadın gibi her gün taciz, tecavüz ve öldürülme riski ile yaşıyoruz. Her kadın gibi sokaklarda arkamızdan gelen ayak sesinden tedirgin oluyoruz.
Sokaklar, yurtlar, eğlendiğimiz mekânlar güvensiz. Kimilerimiz için huzur bulmak, kendimizle kalmak için sığındığımız evlerimiz birer cehennem. Polise savcıya gitsek, yaşadıklarımız malum. Kadınları seven kadınlar olarak ise yaşadıklarımız bunları katlandırıyor. Eğlendiğimiz mekânlarda birbirimize yaklaştığımızda ya homofobik bakışların hedefi oluyoruz ya da pornografik bakışların tahrik nesnesi.
Sokaklarda sevgilimizle el ele dolaştığımızda "la lezbiyenlere bak" diye peşimize erkek grubunun takılması işten bile değil. Zira erkekler bizleri ya hiçbir cinsel ilişkiye hayır demeyenler olarak tanımlıyor ve takibe başlıyor ya da tehdit olarak görüp nefretle üzerimize yürüyorlar.
Eşcinsel sözcüğünü duyduğunda "cinsel" kelimesine takılan kadın zihinler de bizi her kadının dokunuşuna veya bakışına karşılık verecek bir cinsellik makinesi olarak algılayıp, binbir türlü tacize maruz bırakabilmekte. Öte yandan hayatında feminizme bir yer vermemiş ya da bir sözcük olarak duyup orada bırakmış eşcinsel ya da biseksüel kadınlar da eşcinsel ya da değil diğer kadınları tacize maruz bırakabiliyor. Ayrıca birbirimizle ilişkilerimizde de sınırlarımızı ihlal edebiliyor ve birbirimize tacize maruz bırakabiliyoruz.
Görünmezlik ise kadınların toplumsal varlığının kamusal alanda ve kadın emeğinin toplumsal emekte yok sayılmasının bir yansıması adeta.
Heteroseksist toplumda heteroseksüel ilişki norm olarak kabul edildiğinden lezbiyen ilişki geçici bir durum, "erkeksizlikten" kaynaklı bir alternatif olarak görülüyor. Bu "geçici durum" geçmediğinde ve kadın kadına ilişki devam ettiğinde ise şiddetle karşılaşıyoruz.
Görünmezlik sadece heteronormatif toplumda değil LGBT toplulukta da karşımıza çıkıyor. Zira bizler zaten ilişkisi bir şey yerine koyulmayanlar, görünmez olarak da yaşayabilenler olarak ne tür bir şiddet yaşayabiliriz ki?
Oysaki görünmezlik her şeye sinsice sirayet etmiş olduğundan tecavüz vakalarının kaçının "düzeltici" tecavüz olduğunu dahi bilmiyoruz. Ayrıca LGBT politikası içerisinde de kadın eşcinselliğine dair sözün azlığı da bir diğer görünmezlik meselesi olarak önümüzde duruyor.
Görünmezliğin hayatlarımıza yansıması bu şekildeyken görünür olmak, açılmak da politik olarak bizi güçlendiren ama bir o kadar da bedeli olan bir eylem. Tüm topluma açılmasak da yakın çevremize, ailemize ve aynı mekânı paylaştığımız insanlara açıldığımızda sadece olayın değil, hayatımızın da rengi değişiyor. Homofobinin bir yansıması olarak kadın arkadaşlarımızla ilişkimize anlamsız bir mesafe giriyor; sıkıca sarılabilirken arkadaşımıza, yeni tanışılan insanlar konumuna düşüveriyoruz.
Lezbiyen ya da biseksüel olduğu anlaşılıp yurtlarından atılanlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bazen ev arkadaşı bulamayabiliyoruz. İş hayatında ise bütün bunların yanında bir de ekmeğimizden olma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Aile ise kabullenmediği ya da en makulü "hoşgörüyle" yaklaşmadığında, evlatlıktan reddetmeden başlayıp ölüme kadar uzanan şiddet silsilesine giriyoruz. Erkek arkadaşlarımıza açıldığımızda yok sayılabiliyoruz. Ama bununla bitmiyor. Pornografik bakışlara maruz kalmak, bir tehdit olarak algılanıp deşifre edilmek ve erkek şiddetinin hedefi haline gelmek yaşayabileceklerimiz arasında. Erkek olsun kadın olsun arkadaşlarımız nasıl seviştiğimizi niyeyse o kadar çok merak ediyor ki ruhumuz daralıyor, çığlık çığlığa ortamdan uzaklaşmak istiyoruz.
 
NE İSTİYORUZ? NE ÖNERİYORUZ!
- Kadınların kadınlara tacizine yönelik bilinç yükseltme grupları oluşturarak tacizle mücadelemizde farklı yöntemler geliştirebilmek
- LB kimliğimizden ötürü maruz kaldığımız tacizleri ve şiddeti görünür kılmak için raporlama yapmak ve her platformda bunu görünür kılmak
- Açılmanın politik bir gereklilik olduğunu anlatmak ama bunu yaparken de yaşadığımız toprakların özgül koşullarını dikkate alarak açılmayı bir baskı unsuru haline getirmemek
- Kadınların güçlenmesini sağlamak için bir iletişim ağı oluşturmak ve bunu somutlaştırmak için kadınlara özgü yaz kampları düzenlemek
- Kamusal alanın erilliğini ve heteronormatifliğini kırmak için bize belli bir kültürü dayatan mekânlara "işgal" eylemleri düzenlemek
- Kadınlara yönelik savunma ve güçlendirme için varolan yöntemleri kullanılabilir hale getirmek ve yeni yöntemler geliştirmek, güvenlik atölyeleri düzenlemek
- Feminist hareketinin birikimlerini kullanıp (içeriden eleştirisini yaparak) üstüne kendi çıkarımlarımızı da ekleyerek, LGBT - feminizm ortak yaklaşımını inşa etmek